Kromozom eksik olunca ne olur ?

Cinar

New member
Kromozom Eksik Olunca Ne Olur?

Merhaba forumdaşlar,

Bugün sizlere derin bir konuya, belki de çoğumuzun hiç fark etmediği, nadiren düşünülen bir konuda bir hikaye anlatmak istiyorum. Hepimiz yaşamda bir şeylerin eksikliğiyle karşılaşmışızdır. Kimimiz bir fırsatın eksikliğiyle, kimimiz bir sevginin eksikliğiyle, kimimiz de bir parçasının eksikliğiyle… Peki, ya vücudumuzda bir şey eksikse? Ne olur? Gelin bunu bir hikaye üzerinden keşfedelim.

Hikaye Başlıyor: Asya ve Emre

Asya ve Emre, hayatlarını birlikte kurmaya çalışan, sevgi dolu bir çifttir. Bir gün, Asya’nın doktoru ona beklenmedik bir haber verir: "Kromozomlarınızda bir eksiklik var, bu hamilelik sürecinizde bazı zorluklar yaşamanıza sebep olabilir."

Asya, doktorunun söylediklerini tam olarak anlamasa da, bir şeylerin yanlış olduğunu hisseder. Evine döndüğünde, her şeyin değiştiğini fark eder. O kadar sevdiği Emre’ye bu haberi verirken, duyguları karışmıştır. Bir eksiklik, bir yoksunluk hissiyle doludur.

Emre, Asya'nın üzgün olduğunu gördüğünde, hemen çözüm aramaya başlar. Onun karamsar olmasına izin vermez. “Bir şeyler yapabiliriz,” der, “Bunlar bilimsel şeyler, bir yolunu buluruz.” Emre, her zaman olduğu gibi çözüm odaklı yaklaşır. Asya'nın üzülmesini istemediği için, doktorlardan, tedavi yöntemlerinden bahseder.

Ama Asya, Emre’nin çözüm odaklı yaklaşımına karşılık, bir başka duyguya sahiptir. "Ama bu sadece bir fiziksel eksiklik değil, Emre. İçsel bir eksiklik, bir parçam eksik. Bu beni boğuyor," diye cevaplar. O an Asya, yalnızca bedensel bir eksiklikle karşı karşıya olmadığını, aynı zamanda ruhsal olarak da bir boşluk hissettiğini fark eder. Asya, bu eksikliği bir kayıp, bir yoksunluk olarak hisseder.

Farklı Perspektifler, Aynı Acı

Asya’nın içsel dünyasıyla Emre'nin yaklaşımı arasındaki farklar büyür. Emre, bu tür bir durumu mantıkla çözmeye çalışırken, Asya her an hissettiği o eksikliği, kayıp duygusunu içsel olarak yaşamaya devam eder. Bir kadının dünyasında, bu tür kayıplar sadece fiziksel değil, aynı zamanda duygusal, ilişkisel boyutlarıyla da hissedilir. Kadınlar, eksikliği sadece biyolojik değil, aynı zamanda ruhsal bir boşluk olarak algılayabilir.

Emre ise tüm sorunları çözüme kavuşturmak, eksikliği tamamlamak için stratejik bir yol izler. Onun için çözüm basittir: araştırma yapar, tedavi bulur, adımlarını atar ve bir plan oluşturur. Bu yaklaşım, bir erkeğin genellikle stratejik, sonuç odaklı düşünme biçimini yansıtır. Emre’nin düşünce tarzı, her şeyi çözebileceği inancıyla hareket eder, çünkü bu onun doğasında vardır. Ancak Asya, bunu sadece fiziksel bir sorun olarak görmez; ruhsal ve duygusal bir yönü vardır, bir eksiklik hissi vardır.

Zamanla Değişen Duygular

Zamanla, Asya ve Emre arasındaki anlayış farklılıkları belirginleşir. Asya, eksiklik hissini iyileştirmek için bir süre daha yalnız kalmak ister. Belki de yalnızca duygusal olarak kendisini toparlamalıdır. Ancak Emre, bu mesafeyi de çözüm olarak görmez. Asya'nın içsel boşluğunu görmek, ona en büyük korkuyu getirir: Kaybetmek. O yüzden Emre, her çözüm önerisini Asya'ya sunar. Bir yere gitmeleri gerektiğini, tedaviye başlamaları gerektiğini, doktorlarla görüşmeler yapmaları gerektiğini söyler.

Bir gün, Asya ona şöyle der: “Emre, belki de bir süre birlikte sadece hissetmek, susmak, birbirimize dokunmak yeterlidir. Bazen bir sorunun çözülmesi için sadece bir süre yanında olmak gerekir.” Emre, Asya'nın sözlerini düşündükçe, ona yakın olmanın, yalnızca fiziksel değil, duygusal anlamda da ona güç verebileceğini fark eder.

Asya, zaman içinde, kaybın yalnızca biyolojik değil, duygusal bir yanı olduğunu anlamaya başlar. Eksikliğiyle yüzleşmek, onu daha güçlü kılar. Emre ise, her şeyin çözülebileceğini bilse de, Asya’nın yanında durmanın ve ona duygusal anlamda destek olmanın, onun için en önemli çözüm olduğunu kavrar. Bu süreç, onları birbirlerine daha da yakınlaştırır, her bir eksiklikleri onların arasında yeni bir bağ kurar.

Sonuçta Ne Oldu?

Kromozom eksikliği, Asya ve Emre'nin hayatında büyük bir zorluk yaratmıştı, ancak bu eksiklik onları birbirlerine daha da bağladı. Asya'nın, eksikliği sadece bir kayıp olarak değil, aynı zamanda bir öğrenme süreci, bir yeniden doğuş olarak görmesi; Emre'nin de stratejik çözüm yerine, duygusal destek sunması, onları daha derin bir bağa taşıdı.

Bazen eksiklikler, bizi tamamlayan, birbirimizi daha iyi anlamamıza vesile olan şeyler olabilir. Bu hikayede de olduğu gibi, duygusal bir eksiklik, zamanla iyileşen, büyüyen bir anlayışa dönüşebilir. Kimimiz çözüm ararken, kimimiz empatiyle iyileşmeye çalışır. Ancak her iki yaklaşım da bazen tam anlamıyla iyileşmeye yol açar.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Eksiklik ve kayıp duygularıyla nasıl başa çıkıyorsunuz? Empatik yaklaşım mı, yoksa çözüm odaklı bir yaklaşım mı sizin hayatınızı daha iyiye götürür? Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.