Depremden dolayı orta hasarlı binalar ne olacak ?

Genctan

Global Mod
Global Mod
Depremden Dolayı Orta Hasarlı Binalar Ne Olacak?

Depremden Sonra Kapımızın Önünde Kalan O Soru

Bu konuyu bir forumda konuşurken herkesin aklındaki aynı soruya takıldığımızı fark ettim: “Orta hasarlı bina ne olacak?”

İnsanların yüzündeki ifade bile bu sorunun ne kadar ağır olduğunu anlatmaya yetiyordu. Kimisi yıllardır oturduğu evine dönmek istiyor, kimisi “Bir daha deprem olursa ne olacak?” diye düşünüyordu. Bir başkası ise binanın güçlendirilmesinin mi, yoksa tamamen yıkılıp yeniden yapılmasının mı daha doğru olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Ben de bu hikâyeyi biraz farklı anlatmak istedim. Çünkü “orta hasarlı” iki kelimeden ibaret bir teknik sınıflandırma değil. İçinde evini, birikimini, komşuluğunu, çocuklarının okulunu ve yıllarca kurduğu hayatı kaybetme korkusu olan insanların hikâyesi var.

Aşağıdaki olay tamamen kurgusal karakterler üzerinden anlatılıyor; ancak konuya ilişkin hukuki ve teknik çerçevede AFAD ve ilgili kamu kurumlarının yayımladığı bilgiler esas alınmıştır.

Mahalledeki Eski Apartman

Depremin üzerinden birkaç hafta geçmişti.

Mahallenin girişindeki beş katlı apartmanın önünde hâlâ sarı bir şerit duruyordu. Binanın duvarlarında çatlaklar vardı. Balkonlardan bazıları eğilmiş, merdiven boşluğunda sıvalar dökülmüştü.

Apartmanın sakinlerinden Murat, elindeki dosyayı masaya bıraktı.

“Önümüzde iki seçenek var,” dedi. “Güçlendirme mümkünse bunun maliyetini, süresini ve teknik şartlarını hesaplayacağız. Mümkün değilse yeniden yapım sürecini konuşacağız. Ama önce raporu anlamamız gerekiyor.”

Murat’ın bu yaklaşımı oldukça sistematikti. Sorunu parçalara ayırıyor, belgeleri topluyor, belediyeden bilgi alıyor, mühendislerle görüşmek için not çıkarıyordu.

Fakat toplantıda bulunan Zeynep başka bir noktaya dikkat çekti.

“Bunları yapalım,” dedi. “Ama Ayşe teyzenin ne yapacağını da konuşalım. Kadın üçüncü kattaki evinden çıkalı beri yeğeninin yanında kalıyor. Kirayı karşılayacak durumda değil. Mehmet Bey’in dükkânı da binanın altında. Herkesin hesabı aynı değil.”

Murat başını salladı.

“Doğru. Teknik çözüm tek başına yetmiyor.”

O an aslında mesele biraz daha anlaşılır hale geldi.

Deprem sonrasında bina hakkında karar vermek yalnızca beton, kolon, kiriş ve yönetmelik meselesi değildi. Aynı zamanda insanların hayatlarını yeniden kurma meselesiydi.

“Orta Hasarlı” Demek Binaya Hemen Girilebilir Demek Değil

Burada en önemli yanlış anlaşılmalardan biri ortaya çıkıyor.

AFAD'ın deprem sonrası bilgilendirmelerinde orta hasarlı olarak tespit edilen binaların can ve mal güvenliği açısından boşaltıldığı, güçlendirme yapılmadan kullanılmaması gerektiği belirtiliyor. AFAD'ın yayımladığı bilgilere göre orta hasarlı yapılar güçlendirilirse kullanılabilir; ilgili süreçte güçlendirme yapılmayan yapıların ağır hasarlı kabul edilerek yıkılması öngörülen uygulamalar da bulunuyor.

Dolayısıyla “Binamız orta hasarlı çıktı, birkaç ay sonra tekrar gireriz” şeklinde düşünmek doğru değil.

Üstelik 2025 yılında yürürlüğe giren “Afetler Sonrası Bina Hasar Tespiti Yapılmasına İlişkin Genel Kurallar Hakkında Yönetmelik”, afet sonrası hasar tespitinin nasıl yapılacağı, hasar derecelerinin belirlenmesi, sonuçların bildirilmesi, boşaltma ve yıkım işlemleri gibi konularda usul ve esasları düzenledi.

Bu nedenle belirli bir bina için “ne olacak?” sorusunun cevabı yalnızca internetteki genel bilgilerden çıkarılamaz. Binanın hangi depremde, hangi mevzuata göre, hangi tarihte ve hangi kurum tarafından tespit edildiği önemlidir.

Murat’ın Dosyası: Güçlendirme Gerçekten Mümkün mü?

Toplantının ikinci günü Murat bir inşaat mühendisiyle görüştü.

Mühendis açık konuştu:

“Önce binanın mevcut durumunu ve taşıyıcı sistemini değerlendirmek gerekiyor. Orta hasarlı olması, otomatik olarak ‘güçlendirilebilir’ anlamına gelmez. Güçlendirme teknik olarak mümkün mü, proje nasıl hazırlanacak, hangi izinler gerekiyor; bunların tamamına bakılması lazım.”

Bu nokta çok önemli.

Çünkü “güçlendirme” bazen insanların düşündüğü gibi birkaç kolona beton eklemekten ibaret değildir. Yapının taşıyıcı sistemi, mevcut hasarları, zemin koşulları ve uygulanacak mühendislik çözümü birlikte değerlendirilir.

Ayrıca 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı süreçleri ile deprem sonrasında “orta hasarlı” olarak yapılan hasar tespitinin aynı şey olmadığı da unutulmamalı. Bakanlığın yayımladığı bilgilere göre 6306 kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen yapılarda, teknik olarak mümkün olması ve gerekli karar, proje ve ruhsat süreçlerinin tamamlanması şartıyla yıkım yerine güçlendirme seçeneği bulunabiliyor.

Yani apartman sakinlerinin önündeki yol, binanın durumuna ve hangi hukuki sürece tabi olduğuna göre değişebilir.

Zeynep’in Sorduğu Asıl Soru

Toplantının sonunda Zeynep sessizce sordu:

“Peki insanlar bu süreçte nerede yaşayacak?”

Bu soru toplantının havasını değiştirdi.

Murat kira hesaplarını çıkardı. Mehmet Bey iş yerinin kapalı kaldığı günleri hesapladı. Ayşe teyze ise torunlarının yanında daha ne kadar kalabileceğini düşünüyordu.

Depremlerde çoğu zaman binalara odaklanıyoruz. Oysa bina hasar gördüğünde aslında küçük bir sosyal sistem de parçalanıyor.

Apartman komşuluğu, esnaf ilişkileri, çocukların okulları, yaşlıların sağlık hizmetlerine erişimi, işe ulaşım mesafesi… Hepsi etkileniyor.

Zeynep bu nedenle mahalledeki insanların iletişim listesini hazırlamayı önerdi. Kim geçici olarak nerede kalıyor, kimin yardıma ihtiyacı var, kim belge toplama konusunda destek olabilir?

Murat da buna teknik bir liste ekledi:

“Bina raporu, tapu bilgileri, karar defteri, ruhsat belgeleri, mühendis görüşleri… Her şeyi tek dosyada toplayalım.”

Birinin yaptığı diğerini tamamlıyordu.

Burada kadınların yalnızca “duygusal”, erkeklerin yalnızca “mantıklı” olduğu gibi basit bir ayrım yoktu. Zeynep de son derece organizeydi; Murat da insanların yaşadığı kaygıyı görmezden gelmiyordu. Farklı bakış açıları aynı masada birleşince çözüm daha gerçekçi hale geliyordu.
 
Üst